Geçtiğimiz son 20 yıl Türkiye rock müzik tarihinin en verimli dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Özellikle Mor ve Ötesi’nin Dünya Yalan Söylüyor ve Duman’ın albümleri bu noktada önemli mihenk taşı olarak görülebilir. Bu dönem çok sayıda grup, şarkıcı ilk albümlerini kaydetmeye başlamış. Evlerde uzun bir aradan sonra rock müzik dinlenir olmuştu.

Milenyumda ki bu üretkenlik bir süre sonra belirli kalıpların yeniden üretildiği bir müzikal atmosfere dönüşmüştü. Melankolik sözler, biraz aceleye gelmiş gibi duran prodüksiyon süreçleri bir süre sonra rock müzikte bu üretkenliği yavaşlatmıştı. Akay Taşkıntuna, Koray Erkan, Arın Kuşaksızoğlu, Mehmet Yaranona ve Umut İsa’dan oluşan Kül’ün 2010’lu yılların başında Tarkan Gözübüyük’ün prodüktörlüğünde yayımlanan ‘Artık Güç Dengede’ ezber bozan bir yerden giriş yapmış; farklı müzikal atmosferi ve şarkı sözleriyle dikkat çekmişti. Kül, bu albümden sonra uzun bir sessizliğe bürünmüştü. İşte, bu sessizlik geçtiğimiz günlerde Ait ve Dair’le bozuldu. Ait ve Dair grubun ikinci albümü. Albüm, Babajım stüdyolarında kaydedilmiş.

Kül’ün son albümü Ait ve Dair, tıpkı ilk albümde olduğu gibi karanlık yer yer agresif bir müzikal atmosfere davet ediyor. Albümdeki şarkılar ve şarkı sözleri birbiriyle bağlantılı ve tematik bir bütünlük söz konusu. Albüm boyunca karşımıza çıkan 12 şarkıda, yalnızlık, ölüm, korkular ve her şeye rağmen yeniden başlamak üzere. Ait ve Dair’e böyle bir genelleme yapınca, albümün aşırı melankolik ve kasvetli havası olduğu düşünülebilir. Lakin ortada böyle bir durumun olmadığını şimdiden belirtelim. Kül, bizi perdelerin sımsıkıya çekildiği, içeriye hiç ışığın girmediği bir atmosfere sıkıştırmıyor. Tam aksine Kül, son albümünde, agresif gitar tonları, Arın Kuşaksızoğlu’nun vurucu vokalleri ve derinlikli şarkı sözleriyle bizleri etkileyici bir müzikal yolculuğa çıkarıyor. Albümün açılış parçası Yabancı örneğin, Tool vari bas yürüyüşleri olan, yalnızlık ve insanın kendine dair yabancılaşmasını anlatan çarpıcı bir parça.  Albümün yer yer Alter Bridge’i hatırlatan bir müzikal alt yapısına sahip olduğunu belirtelim. Bununla beraber Kül’ün kendine has bir tarzı olduğunu altını çizerek vurgulayalım.

Ait ve Dair’in en çok dikkat çeken yapısı hiç kuşkusuz şarkı sözleri. Şarkı sözleri üzerine uzun uzadıya düşünülmüş ve neredeyse her birinin felsefik bir derinliği söz konusu. Yaşadığımız dünyanın kaosu, orantısız güç ilişkileri, yabancılaşma, yalnızlık halleri ve ölüm korkumuz, bir ağacın altında huzur bulmaya çalışanlar; şarkılarda ki ortak hissiyat olarak tarif edilebilir. Yukarıda albümün karanlık atmosfere sahip olduğunu söylemiştik lakin grup bizi “odalarda ışıksız bırakmıyor” her şeyin geçip, yeni başlangıçlara yelken açabileceğimizi hatırlatmayı da unutmuyor. Bu anlamda benim albümdeki favorim “Bu Göğün Altında”. Şarkının en dikkat çekici kısmı ise şöyle:

“Bu göğün altında ben hiç boyun eğmedim ki karanlığa, bu göğün altında ben bir nefes aldım bir ömür yeter bana”, “gün gelir, kapanır tüm perdeler, gün gelir bütün ışıklar söner, biri gelir, biri gider, bu da gelir, bu da geçer..”

Ortçagil, “her şey olur, her şey geçer, hayat kalır” demişti, Kül ise karanlığın bir yağmurluk ömrünün olduğunu ve bir şekilde sona ereceğini hikayenin sonunda insanın Anka Kuşu gibi küllerinden doğabileceğini müjdeliyor. Ait ve Dair, memleket rock ortamına yeni bir nefes getiriyor. Ait ve Dair, Kül’ün olgunluk döneminin habercisi; son dönemin en iyi albümlerinden.