Akın Eldes, Türkiye’nin en iyi gitaristlerinden biri. Kendisine has gitar tonu ve cazdan, blues’a hatta hard rock’a varana denk geniş müzikal yelpazede müzik yapmakta. Bununla beraber  kendisi uzun yıllardır Bulutsuzluk Özlemi, Bülent Ortaçgil, Pinhani gibi önemli grup ve müzisyenlerle birlikte çalmakta aynı zamanda solo projelerini devam ettirmekte. Akın Eldes’le gitar virtüözlüğü, grup müziği, Türkiye’de rock müzik ve solo projeleri üzerine konuştuk.

– Siz 20 yılı aşkın bir süredir Türkiye müzik piyasasının içerisindesiniz. Bize biraz müzik hayatınızdan söz edebilir misiniz?
1980-81 den beri müzik piyasasındayım. İlk solo albümüm 2002 de yayınlandı. 2006’dan beri de Pinhani grubundayım. 2011’de de 6. solo albümüm yayınlandı. Umarım devamı gelir, hala istekliyim.

– Uzun yıllar Bulutsuzluk Özlemi ile çaldınız. Bize 90’lı yıllarda Türkiye’deki Rock müziği ve diğer müzikleri, hem de Bulutsuzluk Özlemi döneminizi anlatabilir misiniz? Sizce bu süre zarfında Türkiye’de müzikal olarak neler gelişti ve değişti?
Bulutsuzluk Özlemi ile 1986 yılında çalmaya başladım. Sahne deneyimimi o dönemde edindim. Elbette müzikal olarak olgunlaşmaya başlamam da o döneme denk geliyor. Bu dönemin bendeki etkilerini, izlerini zaman zaman hissediyorum. 90’lı yıllar aynen sorunuzda betimlediğiniz gibi idi. Günümüzde hızlı iletişim  imkanları ve bilgiye, müziğe ve aslında bir çok şeye kolay ulaşılabilirlik, dönemimizi şekillendiren ve eskiye göre farklı kılan faktörler..

– Türkiye’de gitar virtüözü denilince akla ilk gelenlerdensiniz. Sizce Türkiye’de iyi gitaristler hak ettiği değeri görüyorlar mı?
İltifatınız için teşekkür ederim, ama kendimi hiç virtüöz gibi hissetmiyorum… Enstrümanlarını seven, onlara hakim müzisyenler gerçekten yeterince ilgi görmüyor. Yurt dışında durum biraz daha olumlu gibi görünse de, genel olarak pek fark yok bence..

– Hem grup hem de solo projelerinde sıkça yer alan bir müzisyensiniz. Sizce solo çalışmalar ile grup müziğinin ne gibi getirileri veya kısıtlamaları var? Sizin için özel yerde bulunan bir çalışmanız var mı?
Ben müzik yaparken patronluk yapılmasını pek sevmem aslında ve dolayısı ile kendi müziğimde de öyle değilim. Fakat sözlü müzikte iş ister istemez biraz değişiyor. Biraz mantığım çerçevesinde tolere edebiliyorum. Yine de fazlası fazla tabii Her çalışmamın kendine göre bir özelliği var. Hepsini yeri geliyor seviyor veya bazen de nefret ediyorum.

– Özellkle solo albümlerinizde yoğun bir caz etkileri görünüyor. Pinhani ve Bulutsuzluk Özlemi kayıtlarında ise daha farklı bir anlayışınız oluyor. Siz kendi gitar çalma stilinizi nasıl tanımlarsınız? Farklı çalışmalarınızda ton, teknik ya da stil olarak ne tür kaygılarınız oluyor?
Aslında solo albümlerimde yoğun olan caz etkileri değil, doğaçlamalar. Az da olsa çalabildiğim stilleri farkına varmadan bir tencereye koymuşum. Çorba pişiriyorum sanırım. Sadece iştah kaçırmaması için bulanık görünmesin istiyorum. Ton ile ilgili bir kaygım pek kalmadı artık. Onu geçtim bitirdim anlamında değil, sadece oraya artık enerji ve vakit sarf etmek istemiyorum. Sonu yok çünkü. Sesim çıktığı sürece kendimi idare edebiliyorum gibi…

– Siz analog kayıtların son dönemlerini görmüş bir müzisyensiniz. Sizce kayıt teknolojilerinin dijitalleşmesi sizin kendinizi ifade etme biçiminize bir etki yaptı mı?
Dijitalde tabii ki imkanlar ve kolaylıklar neredeyse sonsuz. Bunlardan anlayabildiğim kadarı ile ben de faydalanıyorum. Ama Hane-i Akustik albümünün kayıt ve özellikle de miks süreci ile birlikte eski sisteme dönmeli mi diye düşünmeye başladım doğrusu. Daha zevkli bence…

–  Kullandığınız gitarlar, pedallar, tel markası ve anfiler nelerdir? Kullandığınız ekipman sizce müziğinize ne şekilde ve ne kadar katkıda bulunuyor?
Artık kullandığım ekipmanlar daha standart. Aslında güzel pedallarım (özellikle drive ve delayler) var ama, ton konusunda da belirttiğim gibi bunun sonu yok…

– Türkiye’de ve dünyadan sizin özellikle dinlemekten büyük keyif aldığınız gitarislter ve müzisyenler kimlerdir? Başucu albümleriniz nelerdir? Son zamanlarda kimleri dinliyorsunuz?
Başucumda epey albüm birikti. Artık müzik dinlemek için Mezzo kanalını açıyorum. Güzel konserler oluyor. Ayrıca Youtube izlemeyi çok seviyorum. Kim denk düşerse. Sonucunda bir sürü iyi müzisyen var. X gitaristinin, 2011’deki Y bar konserinde Z parçasını açmak, sonda da değişik zamanlardaki ve mekanlardaki farklı yorumlarını izlemek, akabinde kullandığı ekipmanlar veya hakkında değişik bilgiler için başka bir sayfayı tıklamak, oldukça heyecan verici şeyler. Fakat bu benim için veya meraklısı için böyle. Laf olsun diye veya öylesine müzik dinleyen, hiç para vermeden bilmemkaç mp3’ü, bilmem nereden dinleyen veya sizin hayranınızım diyip, “nee solo albüm mü yaptınız,” hem de 6 tane mi diye şaşıran, dolayısı ile her ne kadar iyi niyetli olsa da, müziği anlaşılan bir şekilde yüzeysel olarak takip ediyor olanlar (elbette uzman olmak zorunda değiller..) bu zevki ıskalıyorlar tabii olarak.

Böylelikle soru kapsamından çıkmış oldum biraz. Hayranınızım deyip solo albümler çıkarttığımı bilmeyenlere biraz içerlemişim sanırım. Olsun o kadarcık..

İlginiz için teşekkür ediyorum. Herkese sevgiler.


*Bu röportaj ilk olarak 24 Haziran 2012 yılında www.azbilmisozneler.com sitesinde yayımlanmıştır.