Henüz Türkiye’de yayımlanmamış ama internetten ulaşılabilen Hip Hop Family Tree (Hip Hop Soy Ağacı) adlı çizgi roman, Matta İncilinin başlangıcındaki girizgah gibi bir niteliğe sahip:

İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih’in soy kaydı şöyledir:
İbrahim İshak’ın babasıydı,
İshak Yakup’un babasıydı,
Yakup Yahuda ve kardeşlerinin babasıydı,
Yahuda, Tamar’dan doğan Peres’le Zerah’ın babasıydı,
Peres Hesron’un babasıydı,
Hesron Ram’ın babasıydı…

Çizer Ed Piskor da yüzlerce ismi sıralarken, bir sürü hikaye anlatıyor. Boing Boing web sitesinde tefrika halinde başlayan neşriyat daha sonraları derlenip-toplanmış ve ilk cildi de 2013 yılında çıkmış: 1970-1981 yılları arasındaki ilk nüveyi, kurucuları anlatıyor.

2014 yılındaki ikinci cilt 1981-83 yıllarında müziğin mahalle eğlencesinden öteye geçişi ve piyasaya girişini belgeliyor.

2015 yılında piyasaya sürülen üçüncü kitap da 1983-84 yıllarında ana akım medyada yükseliş ve beraberinde parlayan gruplara odaklanıyor.

1984-85 yıllarını anlatan, ilk dörtlemenin son cildi kabul görmüş bu müzikteki hizipler, Amerikan sinemasında nasıl ifade bulduğu, popüler isimler etrafında dolanıp duruyor ama çok önemli toplumsal olaylar ve ayrımcılıktan da bahsediyor. Çıkış tarihi 2016.

Amerikan çizgi roman endüstrisinin ulaşılmaz üretim hızı ve çeşitsizliği içinde Ed Piskor, sadece bu mecranın kurallarını eğip-bükebildiği için bile takdir edilmeye değer! Alışılanın aksine, birden fazla editör ile birlikte çalışırken; kaligraf, çinileme veya renklendirme işlerini ise tek başına kotarıyor.

Marvel, DC süper kahraman serilerinden aşina olduğumuz sentetik gerçeklik, efekt, parlak renkler yok Hip Hop Family Tree’de. “Hikayeye girdiniz mi, elinizden bırakamıyorsunuz.” dersek de yalan söylemiş oluruz; hatta tam aksine okuması ve takip etmesi oldukça güç.

Fakat senaryonun aktarılış şekli, malzemenin cinsi ve panellerin kompozisyonları, hepsi bilinçli seçimler.

Karakterlerin (dolayısıyla isimlerin) ve olayların çokluğu, vak’anüvis endişesini aksettiriyor. Aksesuar, kıyafet ve tiplerin kronolojiyi takip edebilecek denli zamanla örtüşmesi; olaylar ve kişiler arasındaki ilişkilerin karmaşıklığı başarı ile yakalanmış. Bir nevi almanak! Zaten sanatçı, çalışmasının akademik bir kaynak olarak kullanılmasını da amaçladığını belirtiyor.

Ed Piskor, baskı yapılan kağıdın çeşidi veya standart dışı ebadı konusunda da ısrarcı olmuş. Çizim ve renklendirme tekniğinin de anlattığı dönemin ruhunu taşıdığını söylüyor. Ayrıca baskılı özel seride verilen “müzisyen kartları” da, Amerika’da çok popüler koleksiyon parçaları olan sporcu kartlarından ilhamla hazırlanmış. Piskor’un detaylı çizimleri, okul defterinin kenarına karalanmış desenlere benziyor. Bu da, alt-kültür etkisini pekiştiriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hikaye, 1970’lerin ortasında Bronx’ta, bu işin babası addedilen DJ Kool Herc’in 1520 Sedgwick Ave. adresindeki kayıt stüdyosundaki parti ile başlıyor (buna benzer teferruatlı malumatın her karede kaydedildiğini tekrar not edelim).

Çift pikap kullanımının veya Grandwizard Theodore tarafından “scratching” efektinin tesadüfen nasıl keşfedildiğini veya 1977 yılında bir gece kesilen elektrikler sebebi ile yaşanan talanda aşırılan mikserlerin bu müziğin yaygınlaşmadaki etkisi veya hip-hop lafzının çıkışı gibi detayları bulmak mümkün.

Hip-hop’un görsel sanatlarla olan bağını ve dahası bu damarın, bu alt-kültürün kabul edilmesinde nasıl bir rol oynadığını da öğreniyoruz. The Newyorker’da Susan Orlean’ın makalesine göre ‘New York’un en havalı adamı’ olan Fab Five Freddy’nin (Fred Brathwaite) tren vagonlarına yaptığı graffitiler ile fotoğrafçı Henry Chalfant ve Martha Cooper’ın dikkatini çeker. İtalyan postmodernist ressamlara bile ilham kaynağı olacak Fab Five Freddy sayesinde bu kültür Bronx’tan Manhattan’a sızar. Böylece çizgiroman sayfalarında Debbie Harry, The Clash, Jean-Michel Basquiat gibi simâlar, çeşitli televizyon şovları ve film sahneleri de resmedilir.

Dokümantasyon sadece ünlü isimler, gruplarla sınırlı değil elbette. Bu kültür içinde bol bol argo, uyuşturucu, şiddet, kadınların mücadelesi ve ayrımcılığa dair birçok anekdot da var. Argosunu, rapçilerin atışmasının çete savaşlarının bir veçhesi olduğunu görmek veya Los Angeles Emniyetinin, crack baskınlarında kullandığı V-100 model tankı görmek de mümkün! Ayrıca plakların etiketleri veya kapaklarının taranmış görselleri de “1. el kaynaklara” referans veriyor. Boing Boing sayfasında çizgiromandan sayfalar ve ilgili videolar, görsellerin paylaşıldığı bir bölüm var. Dönemin ruhunu anlamak ve Piskor’un ne kadar kapsamlı bir araştırma yaptığını anlamak için incelemenizi tavsiye ederim:

https://boingboing.net/tag/brainrot

Eric Fassin tatmin edilememiş, alıkonulmuş, eksik kalan hazzın ‘hınç’a sebep olduğunu söylüyor. Siyasette popülizm ve özellikle sağcılık, ‘eksik haz’ sebebi olarak bir zümreyi işaret ederek eşitsizliği, yoksunluğu istismar ediyor. Bu argümanı akılda tutunca, her daim işaret edilen ve ziyadesi ile haksızlığa maruz kalan hip-hop tabanının, bu cendereyi kırdığında sahip olduklarını gözümüze sokan gösteriş merakı da siyasi popülizmden çok daha sempatik geliyor insana!

Neil Gaiman’dan aldığımız ilhamla ifade edecek olursak; Family Tree, Amerikan mitolojisinin süper olmayan kahramanlarının hikayesi. Piskor’a göre de süper kahramanlarla, hiphopçuların ortak bir özelliği var; hepsinde baskın olan alter-ego ve ebeveynlerin çocuklarını onlardan koruma çabası!

Çizgi romandaki şarkılara ait Spotify playlistleri:

https://open.spotify.com/user/spotned/playlist/4uXMF7YkvOALGn4JTFvbnQ?si=e_qRj3vlSIqS07gytEIhpA
https://open.spotify.com/user/spotned/playlist/2xXitmPP7mNOBsv79D7XHE?si=2S9ape7sSie967Cuaswp2g
https://open.spotify.com/user/spotned/playlist/2nKqkQ3sD3jtn8d6kq6mWW?si=AtxLXmTfSwe4-M1T0dkirw