Bir sürü kırmızı ışıkta geçtiğim doğru fakat, öte yandan,
bir sürü yeşil ışıkta da durdum ve asla takdir görmedim.
Glenn Gould

Glenn Gould’un dünyanın en meşhur piyanisti olduğu belki tartışılabilir. Ancak kimse onu ikinci sıraya da koyamaz! Şöhretinin zirvesinde olduğuna inanılan yaşta “konser piyanistliği”ni bırakmıştı ve kendini kayıt stüdyolarında, radyo programlarında “seyirciden” tecrid etti. Konser seyircisiyle arasına koyduğu mesafe, “dinleyicisi” nazarında onu dikkatle takip edilen efsane kabîlinden bir mertebeye yükseltti.

Zeki Müren’in Türkçesi berraklığında piyano icrası ve en mükemmeli bulmak için defalarca yaptığı kayıtlarda rahatlıkla duyulan mırıldanmaları ile bu efsane, zirvedeki yerini de günümüze dek korudu. Sanatçının hayatı her yönüyle ilgi çekiciydi. Biyografisi sadece kitaplarla sınırlı kalmadı, belgesellere de konu oldu[1]. Fransız illüstratör Sandrine Revel de Glenn Gould’un biyografik çizgiromanını[2] 2015 yılında yayımladı. 2016 yılında bu albüm, kadın çizgiroman sanatçıları arasında verilen Prix Artemisia ödülüne layık görüldü.

1969 doğumlu, Fransız çizer Revel sadece çizgiromanla uğraşmıyor elbet, hatta daha çok çocuk kitapları ile tanınıyor ve piyano da çalıyor. İlk kitabı 1996 yılında çıkmış ve bu zamana dek yaklaşık 20 albüm resimlemiş, çalışkan bir sanatçı.

Glenn Gould çizgi-biyografisi de büyük özenle hazırlanmış. Zaman atlamalarıyla birlikte, esasında kronolojik bir kurgusu var. Münzevi olmayı düstur edinmiş, eksantrik bir dehanın hayatını etrafındakileri de çerçeveye sokarak ve hatta bu çerçeveyi oldukça geniş tutarak aktarmak çok zekice. Eserin başarısı da burada kendini belli ediyor, yakın çevresinin tasviri Gould’u daha anlaşılır kılıyor.

Kitabın tanıtım yazılarında ve arka kapağında meşhur yazar J.D. Salinger ile Gould arasında “inzivaya çekilmek” üzerinden bir paralellik kurulmuş. Ben bir şerh koymak isterim: Bence Salinger -neredeyse- “saklanmak” gayretindeyken, Gould ise “yalnız” kalmak istiyordu. Konser vermeyen, insanlardan köşe bucak kaçan müzisyenin yaptığı radyo programları, çok fazla sayıda video kaydı ve röportajı var.

Albüm Gould’un takıntılı ve uyumsuz çocukluğundan; arayış içinde ve yine uyumsuz olgunluğuna kadar yaşadıklarını, ölümüne dek sekanslar halinde aktarıyor.

Annesinin korumacı müdahaleleri, okul hayatı, akranları ile iletişimsizliği, hayvan sevgisi, piyano çalarken sanatçıya has postur sebebi ile babasının imalatı olan (ve asla yanından ayırmadığı) katlanabilir ve ayarlanabilir ayaklı sandalyesi[3] ve köpeğine (hayvanlara) olan derin sevgisi gibi detaylar hem çok güzel anlatılmış, hem de ustalıkla resmedilmiş.

Akrabaları, sevgilisi (ve sevgilisinin çocukları), yapımcılar, kayıt seansları ve akustik teknolojisine olan merakı, Steinway and Sons’ın teknikerinin (tebrik etmek için) sırtını sıvazladığında (veya vurduğunda) sol kolunun sakatlanması gibi hâlet-i ruhiyesinin somutlaştığı hadiseler de hikayede eksik bırakılmamış.

Kimi paneller müzik eserleri kadar soyut, okuyucunun ilhamını kamçılayacak denli zengin olsa da; gündelik hayat ve sanatçının muhayyelesi arasındaki sarkaç gibi “arada” kalan paneller de genellikle sakin ve engin açıklıklarla bezenmiş!

Konser vermek yerine stüdyo kayıtlarını tercih etmesi, bağımlılıkları, zaafları, telefonla konuşma tutkusu ve entelektüel birikimine dair samimi anektodlar da var bu albümde. Ustalıkla aktarılan diyaloglar Glenn Gould’un cazip, fakat intibak etmesi ve ünsiyet kurması hayli güç dünyası için renkli bir zemin oluşturuyor.


[1] https://youtu.be/jIc_USZtIiE
[2] https://www.goodreads.com/book/show/29501178-glenn-gould?rating=3
[3] https://youtu.be/hlAg-yL-FfY