Ocak başında başladığım ‘Numaralasam da mı saklasam, numaralaMasam da mı saklasam?’ temalı yazı dizisini bugün bitiriyorum. Aslında nisan sonunda bitirecektim ancak araya 1 mayıs tatili (kutlu olsun!) ve dahi diğer türlü maniler girince mayıs başına kalmış oldu. Bu yazı dizisine başlarken bu kadar uzayacağını tahmin edememiştim. Bugünkü ve bu dizi çerçevesindeki son konumuz Dvorak ve dokuz senfonisinin başına gelenler.

Dvorak senfonileri için de Schubert örneğinde olduğu gibi üç farklı numaralama sistemi değişik zamanlarda mevcut olmuştur ancak Schubert’ten farklı olarak bugün bu sistemlerin sadece sonuncusu (ve yapıtların beste sıralarını tam olarak temsil ettikleri bilinerek) kullanılmaktadır. Görelim:

Dvorak ilk senfonisini 1865 yılında 24 yaşındayken kaleme alıyor ve yapıtın tek nüshasını (!) Berlin’deki bir beste yarışması jürisine yolluyor. ‘Sanatta Üstün Başarı’ ödülü verilmesi gerektiğini düşündüğüm jüri üyelerinin yapıtın tek nüshasının notasını kaybetmesi üzerine Dvorak yapıtı bir daha ömrü boyunca göremiyor ve sonradan besteleyeceği senfonileri numaralandırırken bu yapıtı yok sayıyor, ‘beyaz bir sayfa’ açarak takip eden sekiz senfonisini besteledikçe ‘1’den ‘8’e kadar (bekleneceği üzere beste sırasını takip ederek) numaralandırıyor. Bu numaralandırma sisteminin besteci tarafından kendi el yazısıyla son senfonisinin kapağına nasıl not düşüldüğünü aşağıda görebilirsiniz:

Sayfanın solunda yukarıdan aşağıya yapılmış listede görüleceği üzere kendisi ‘1’den ‘8’e kadar olan numaraları kullanıyor, kayıp senfoniyi saymıyor ve ilgili fotoda kapağını gördüğümüz yapıta, son senfonisine / Yeni Dünya’dan senfonisine ‘8’ numarasını veriyor. Bu numaraların yanlarında yapıtların kaleme alındığı yılları ve tonları da not düşüyor. N.7’nin tarihinden emin olamadığını görebiliyoruz (‘N.7 1890 ? 1889’) Kapağın başında yapıtın adını Çek (Z nového světa) ve hemen altında daha küçük fontlarla İngilizce (From the new World) olarak yazıyor. Bunun da altında yapıtın eser numarası (op.95) ve tonalitesinin (mi minör / e-moll) yazıldığını görüyoruz. Yani aynı kapakta Çekce, İngilizce ve Almanca (tonalite / e moll) lisanları kullanılmış oluyor. Tonalite ve eser numarasının sağında yapıtın numarasını (tekrar) görebiliyoruz. Bu sayfada yazılanlarla devam etmeden başka iki senfonisinin el yazması kapaklarında senfoni numaralarının nasıl asıl yapıt numarasından (bestelediği ilk senfoninin kayıp olması ve besteci tarafından yok sayılması nedeniyle) bir eksik olduğunu görelim:

Bestelediği üçüncü senfoniyi ‘2’ olarak numaralandırması

ve Bestelediği  yedinci senfoniyi ‘6’ olarak numaralandırması

Yeni Dünyadan senfonisinin el yazması kapağına dönecek olursak; kapağın sol tarafındaki sekiz maddelik listede bir nokta dikkati çekiyor: listedeki üçüncü ve dördüncü maddeler arasında çekilmiş çizgi. Besteci bu çizgiyle o ana kadar notasını bastırabildiği yapıtları bastıramadıklarından ayırıyor. Kendisi tarafından sırasıyla 1 2 ve 3 olarak numaralandırılmış (çizginin üstündekiler) aslında bestelediği ikinci üçüncü ve dördüncü senfonilerini bu kapağı kaleme aldığında bastıramamış (ve dahi ömrünün geri kalanında bastıramıyor) ve yine Kendisi tarafından sırasıyla 4 5 6 7 ve 8 olarak numaralandırılmış (çizginin altındakiler) bestelediği beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu senfonilerini hayattayken bastırabiliyor. Buraya kadar da fena gitmiyoruz ancak burada bir sorun çıkıyor: notasını bastırabildiği bu beş senfoninin nota basımlarını bestelendikleri sırada yaptıramıyor. Nota basımcıları da yapıtları kendilerine sunuldukları sıraya göre numaralandırıp basınca

bestelediği beşinci senfonisi nota basımında n.3,
bestelediği altıncı senfonisi (bastırabildiği ilk senfonisi olduğu için) nota basımında  n.1,
bestelediği yedinci Senfonisi nota basımında n.2,
bestelediği sekizinci Senfonisi nota basımında n.4 ve
bestelediği dokuzuncu ve son senfonisi nota basımında n.5

numaralarını alıyor ve bu numaralar 1960’ların sonuna kadar kullanımda kalıyor.

Besteci vefat ettiğinde (1904) ardında

-beşi yukarıdaki gibi numaralandırılmış(son beş senfonisi),
-üçü hiç basılmamış (ikinci, üçüncü ve dördüncü senfonileri),
-bir tanesi kayıp(ilk senfonisi)

toplam dokuz senfoni bırakıyor. Basılmamış üç senfoniden üçüncü ve dördüncü senfoniler 1911 yahut 1912’de beraber ‘İki Büyük Senfoni’ başlığı altına Berlin’de Simrock tarafından sırasıyla ‘1’ ve ‘2’ numaralarıyla basılıyor! (Yapıtların tonaliteleri ve beste yılları basımda belirtiliyor) Görünen o ki bu numaralamayı yaparken yukarıdaki beş maddelik listedeki numaraları (1-5) umursamayıp tarihsel doğruculuk yaptılar ve bu iki senfoninin yukarıda listelenmiş beş yapıttan önce bestelendiğini bildiklerinden ‘1’ ve ‘2’ numaralarını vermekte bir beis görmediler (ve tabii bu arada bu iki yapıttan da önce bestelenmiş [biri 1911-2 itibariyle kayıp] iki senfoniyi (Dvorak’ın ilk iki senfonisini) yok saymış oluyorlar) ve hal-i hazırda verilmiş olan 1-5 numaralarının uygun biçimde ötelenmesi gerektiğini düşündüler.

Bestecinin kayıp ilk senfonisi 1923’te gün ışığına çıkıyor ancak basılan son senfonisi oluyor: 1961!. Bestelediği ikinci senfoninin nota basımı içinse 1959’u beklemek gerekiyor. Bunların da basımları esnasında sırasıyla 2(1959) ve 1(1961) numaraları verildiği görülüyor. Bu esnalarda geri kalan bütün senfonilerin 3-9 aralığına tarihsel sırada yerleştirilmiş yeni nota basımlarının yapılmış olsa gerek aksi halde birisiyle alakası olmayan üçer adet Dvorak ‘1’ ve ‘2’ senfoniler olacaktı (Besteci hayattayken basılmış ‘1’ ve ‘2’, vefatından sonra Simrock’un bastıgı ‘1’ ve ‘2’ [asıl üçüncü ve dördüncü] ve asıl ‘1’ ve ‘2’)

Burada akla türlü sorular geliyor: bestecinin vefatı (1904) ile son basılan senfonisinin (ilk senfonisi, kayıp olan) basımı (1961) arasında geçen 57 sene boyunca vefatı anında basılmamış olan ilk dört senfonisinin temsil yahut kayıtlarında bu yapıtlar nasıl anılıyorlardı? Örneğin Simrock’un 1911-2’de ‘1’ (asıl n.3) numarasıyla bastığı ve Dvorak’ın hayattayken ‘1’ numarasıyla bastırdığı (asıl n.6) iki senfoniyi aynı sezonda repertuarına almaya kalkışan bir orkestra konser afişlerinde bu yapıtları nasıl niteliyor / numaralıyordu? Emin olmamakla birlikte iki tahminim var: Dvorak hayattayken bastırabildiği beş senfoni basıldıklarında aldıkları numaralarla (1-5) anılıyorlardı örn. Yeni Dünya’dan senfonisi ‘5.’ydi.

Hayattayken notasını bastıramadıkları da tonaliteleriyle anılıyordu, yahut besteleniş yıllarıyla, yahut her ikisiyle ama bu yapıtlar için numara kullanılmasından kaçınılıyordu. Dvorak’ın vefatından sonra basılmış dört senfonisinin hepsinin tonalitelerinin bibirinden ve dahi basılmış senfonilerinkilerden farklı olduğu* göz önüne alınacak olursa hangi yapıttan bahsedildiğine ilişkin bir karmaşa yaşanmıyor olması gerekiyordu. Tabii bir bestecinin dokuz senfonisinin beş tanesini numarayla dört tanesini tonaliteyle anmak her şartta tuhaf.

*İstisna her ikisi de re minör tonunda kaleme alınmış (asıl) dördüncü ve (asıl) yedinci senfoniler ancak bu durumda da dördüncüye ‘re minör’ yedinciye (nota basımında aldığı numara olan) ‘2’yle hitap edildiğinde sorun kalmamış oluyor.

İkinci tahminim: Dvorak’ın vefatı esnasında bastıramamış olduğu bu dört senfoni (kimi Çek yerel toplulukları hariç) kimsenin çalmak / yönetmek için çaba sarfetmeyeceği yapıtlar olduklarından bu yapıtların numarasının konser afişine ne olarak yazılacağı konusunda bir sorun yaşanmadığı yönünde. (Kendimce bu önemsiz yapıtlar listesine asıl 5., 6. ve 7. senfonilerini de gönül rahatlığıyla ilave edebilirim**)

**Dvorak’ın senfoni bestecisi olarak sadece son iki senfonisinin (n.7 ve 8) kayda değer olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Dvorak orkestra müziğinin (Chares Rosen’den de destek alarak) son iki senfoni, Orkestra Çeşitlemeleri ve Çello Konçertosu (bir de popülerliği itibariyle Slav dansları diyelim) dışında kayda değer bir mensubu olduğunu düşünmüyorum.

Peki kayıtlar? 1904(bestecinin vefatı) – 1961(tüm senfonilerinin nota basımlarının tamamlandığı yıl) yılları arasındaki kısıtlı kayıt imkanları göz önüne alındığında, bir firmanın (Karajan’a Beethoven, Toscanini’ye Brahms, Solti’ye Ring yahut Furtwangler’e Bruckner kaydettirmek dururken) numaralanMamış Dvorak senfonilerinin (hatta istisnai durumlar haricinde asıl 8. Ve 9. hariç hiçbir Dvorak senfonisinin) kaydını yapmakla ilgilenmeyeceğinden albüm kapağına ne yazılacağı konusunda bir sorun yaşanmadığını söyleyebiliriz.

Bu kişisel notlardan sonra hikayemizin son faslına gelecek olursak: Bu yapıtların temsil ve kayıtlarında öncelikli olarak -1-5 sistemi kullanılıyor, sonrasında kayıp yapıtlar gündeme geldikçe, yapıtların notaları basıldıkça ve Dvorak’ın beş değil dokuz senfonisi olduğu anlaşıldıkça n 1-9 sistemi daha sık kullanılmaya başlanıyor ancak 1-5’ten 1-9’a geçiş tabii bir anda olmuyor. Bu geçiş süresince firmalar her iki sistemin numaralarını -farklı önem sırasında- kullanmaya devam ediyor. Örneklerimiz:

Nç.6 old n.1

sadece n.6

yahut kimi durumlarda hiç numara kullanılmadan ve yapıta sadece adıyla hitap ederek:

yapıtların esas numaralarının kullanımı yaygınlaştıkça kimi yerlerde ‘9’ asıl ‘5’ hatırlatma niyetine ikincil numara olarak:

ve nihayetinde yapıtın esas numarası olan ‘9’ tek başına kullanılarak:

Tabii son senfoni için verdiğimiz bu örnekler önceki yapıtlar için de verilebilirdi. Örneğin günümüzde sekizinci senfoni olarak bildiğimiz yapıtın kimi albümlerde sadece ‘4’:

‘4’ asıl ‘8’ ikincil numara olarak:

‘8’ asıl ‘4’ ikincil numara:

ve nihayetinde ‘8’ tek numara olarak:

ancak 1-9 numaralama sistemi ile

Albümünün kapağında ne kastedildiğinden emin olabiliyoruz.

Bu arada Mahler’in 9. Senfonisi vesilesiyle bahsetmek durumunda kaldığımız ‘9. Senfoni laneti’nin Dvorak’ta da, Schubert’te olduğu gibi, pek tutarlı bir lanet olmadığını görüyoruz zira Mahler vefat ettiğinde Dvorak’ın basılı 5 (yahut üçüncü ve dördüncü senfoniler 1911’de Mahler’in vefat ettiği ay olan Mayıstan önce basıldıysa 7) tane senfonisi vardı ve dolayısıyla Mahler hiçbir zaman basılı bir Dvorak ‘9. Senfoni’ notası görmedi. Öte yandan kayıp olan yapıttan (Birinci Senfonisi) haberdar olduğunu da sanmıyorum zira Dvorak’ın bu yapıttan Mahler’e [Dvorak’ın bir operasının Mahler’in müdürlüğünü yaptığı bir ara Viyana Şehir Operası’nda sahnelenmesi denemesi vesilesiyle söz konusu olan] kısıtlı iletişimleri çerçevesinde bahsetmiş olma ihtimalinin düşük olduğunu sanıyorum. Özetle Mahler’in aklında bir ‘Dvorak 9. Senfoni’ kavramı muhtemelen hiç oluşmamıştı.

Bu şekilde Mahler’den önce yaşamış önemli senfoni bestecilerini senfonilerinin numaralandırılmalarına ilişkin kaleme aldığımız 4 yazılık diziyi sonlandırmış olduk. Belki bir süre Türk basınında çıkan kimi konser eleştirileri hakkında kimi tespitlerimi ve görüşlerimi paylaşırım. Zira pek eğlenceli bir konu.

Esen kalınız.