Belçikalı sanatçı Morris’in (Maurice de Bevere) Amerika’nın Vahşi Batısında hayal ettiği, bir flaneur olan Red Kit’in (Lucky Luke) ilk macerası 1946 yılında yayınlanır.

Sarı gömleği, kırmızı fuları, uzun kahkülü, sarma sigarası, gölgesinden hızlı silahını çekebilmesi ve  dünyanın en akıllı atı Düldül (Jolly Jumper) ile birlikte kainatın en aptal köpeği Rin Tin Tin’in (Rantanplan) yoldaşlığı gibi özellikleri olan kahramanımızın bir diğer hususiyeti de her macerasının sonunda atını batıya doğru sürerken söylediği “Ben bir yalnız kovboyum, evimden çok uzaktayım…” şarkısıdır.

Claude Bolling bestesi olan bu şarkı¹ Düldül’ün adeta gidişine pek güzel eşlik eder. Red Kit maceralarının son karesi için başka hiçbir şarkı düşünülemez. Ancak bu uyum tek başına Bolling’in başarısı da değildir.

Morris’in ifadesiyle Red Kit’e ilham veren unsurlar: Cizvit okulunda giymek zorunda kaldığı üniforma ve çarpık ayakları, biteviye içtiği sigaralarla birlikte Je Suis Senle Ce Soir² şarkısını terennüm eden ev sâhibesidir. Bu hüzünlü şarkı da aklımıza Red Kit’in gurub vakti yola revan oluşunu getirir. Bolling kendi bestesini kaya gibi bir zeminin üstüne bina etmiştir.     

Red Kit’in yaratıcısı Morris olsa da, ruhunu üfleyen de -herhalde- Fransız René Goscinny’dir. İkili, Avrupa’da değil Amerika’da tanışırlar. Zaten yaratıcılıklarında Hollywood ve Walt Disney’in çok büyük etkisi vardır.

Sinemanın anlatım teknikleriyle beraber, kurmaya çalıştıkları evrensel dil, popüler referanslar ve tarihi kişilikler ve olaylar, Red Kit’i dünyanın en bilinen Avrupa menşeli çizgiroman kahramanı yapar. Goscinny evrensel bir kuralı tatbik ettiklerini söyler; kimi unsurlar tarihi gerçeklere dayansa da ‘hakikatlerin’ eğlenceli bir hikayenin önünü tıkamasına da mahal verilmemiştir. Hikayeleri tekrar gözden geçirmeye sebep olan evvelâ politik doğruculuk olur. 1955 yılında Fransız sansürü Red Kit’in kötüleri bile öldürmemesi gerektiğine dair bir karar alır. Böylece kimi maceralar tekrar çizilir, kötülerin tabancasına veya omuzlarına isabet eden bir kurşun ile meseleler hallolur.

Daha sonra, Goscinny’nin 1977 yılındaki ani ölümünün ardından daha dramatik değişiklikler de yaşanır. Red Kit sigarayı bırakıp, bir dudak tiryakisi olarak ağzında saman çöpü taşımaya başlar. Bu irade Morris’e 1988 yılında Dünya Sağlık Örgütünce verilen bir ödülle dünyaya duyurulur.

Muasır dünyanın hassasiyetleri de devreye girer; Çinliler çamaşırcılık dışında mesleklerle iştigal etmeye başlar, Meksikalılar devamlı siesta yapmaktan vazgeçer, Kızılderililerin İngilizceleri selis bir Oxford aksanına bürünür ve kalın, sarkık dudaklı zencilerin ağızları daha mütenasip çizilir.

Tüm bu çeşitliliğin ve değişimin içinde bazı arketipler ise hikayelerdeki bütünlüğü sağlar. Hafif kambur, zayıf, ürkütücü ve bir o kadar da sinik cenaze levazımatçısı; ürkek, beceriksiz şerif, cefakâr barmen, düzenbaz doktor ve (yazımızın konusu olan) “piyanisti vurmayın” ibaresinin altında, köpüklü birası ve ağzında purosu ile kuvvetle muhtemel ragtime çalan müzisyen.

Kıyamet kopar, ayna, cam, çerçeve yer ile yeksan edilirken hiçbir şey olmuyormuş gibi takılan kahramanımız hemen her maceradaki, her kasabanın üstü otel/genelev, alt katı bar/kumarhane olarak işletilen “Saloon”unda görülür. Piyanosundan çıkan aksak rag ritmi yaşanan karmaşaya eşlik eden güçlü bir fondur kanaatimce.

Tarihi “hakikatler” bu müziğin St. Louis gibi zenci nüfusunun fazla olduğu yerlerde filizlendiğini söylüyor. En popüler zamanları ise 1895-1918 arası. Caz müziğinin revaç görmesiyle itibardan düşse de cazı doğuran kaynaklardan biri olarak da anılıyor.

 

Ragtime Erik Satie, Claude Debussy  ve Igor Stravinsky gibi sanatçıları etkilemekle beraber; Amerikan ragtime müziği: Mozart’ın menuetlerine, Chopin’in mazurkalarına ve Brahms’ın valslerine karşılık olarak zikrediliyor.

Açıkçası ragtime için “klasik müzik bestekarlarından” karşılık arama gayretini, “politik doğruculuk” hassasiyetinin yaratıcı bir çabası olarak anlıyorum. Red Kit maceralarına eşlik eden piyanistin zenci değil de beyaz olması ne kadar umrumda ise ragtime müziğinin klasik batı müziğinde neye tekabül ettiği de ancak o kadar umrumda.

Ben Red Kit okurken Scott Joplin³ dinliyorum. Morris bir röportajında “hikayelerindeki gizli mesajı fevkalade iyi sakladığı için kendisinin de hala bulamadığını” itiraf ediyor. Bulmak isteyenlere en güvenilir kılavuz ragtime olabilir.

¹ https://www.youtube.com/watch?v=j7FVL_RBauc
² https://www.youtube.com/watch?v=yikvwJYbOvQ
³ https://www.youtube.com/watch?v=r1yqBt-PkT4