İkinci dünya savaşı sonrasında oluşan dünya düzeninin ve paylaşımın etkileri özellikle 1968 sonrası ortaya çıkmaya başlamıştır. Dünyanın farklı ülkelerinde meydana gelen 68 olayları da ikinci dünya savaşından sonra oluşan düzene bir nevi reddiye niteliğindedir.

Kitleler politikleşmeye başlamış ve bir değişme olan inanç artmıştır. Kitlelerin politikleşmesi sanatsal anlamda da etkisini göstermiştir. Tıpkı ikinci dünya savaşındaki gibi sanatsal kalıplar yıkılmaya başlamış ve meydanları dolduran kalabalıklara hitap eden sanatsal üretimler artmıştır. (1970’lerden sonra özellikle darbelerden sonra benzeri şeyler görmek pek mümkün değil, 70 sonrası sinema da erotik filmlerin patlaması ve 80 darbesinin de ardından arabeskin patlaması) 68 rüzgarından Türkiye de etkilenmiştir. Türkiye İşçi Partisi’nin meclise girmesi ve üniversitelerde guruplaşmaların da artmasıyla büyük gençlik örgütleri kurulur. Fikir Kulüpleri Federasyonu içinde yaşayan tartışmalar Dev Genç’i ortaya çıkarır. Dev Genç’in marşı ise Ruhi Su’nun 1970 senesinde seslendirdiği “Ankara’nın Taşına Bak” parçasından esinlenerek yapılmıştır. Bu eser ise Hasan Zirek’in kaydını 1947’de kaydığını aldığı “Ey Niştiman” parçasıdır. (Hrant Dink anmasında Rakel Dink’in söylemiyle 1920’lerde Ankara’ya yerleşen Ermeniler ait bir ağıttır. Hakkaniyetli olmak adına belirtmek lazım ama böyle bir kayıt yok) marştan ve meydanlardan habersiz Hasan Zirek ise o sırada sürgünde çay ocağı işletir.

HASAN ZİREK

Hesen Abdullah Zirek, İran’ın Batı Azerbaycan sınırında olan ve Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Bukan/Bokan/ بۆکان  eyaletinin Hermele köyünde 1921 yılında dünyaya gelir. Dokuz yaşında babasını kaybeder ve annesi tekrar evlenmek zorunda kalır. Annesinin evlenmesinden sonra evden ayrılır. Köylerde çalışmaya, çobanlık, seyislik yapmaya başlar. On dokuz yaşına kadar çeşitli işlerde çalışır, kendi köyüne tekrar döner. Köyündeki ağanın yanında çalışır ama ağanın halka zulüm ettiğini görür. Halka zulüm eden bir ağanın yanında çalışmam deyip ülkesini terk eder. Bağdat’a gitmeye karar verir. Bağdat’ta bir meyhanede iş bulur. Meyhanede çalışırken sesinin fark edilmesiyle sahneye çıkar. Ünü gün be gün artar. Adil İrfan’ın desteğiyle Bağdat Radyosu’nda çalışmaya başlar. Radyoda ilk bestelerini yazarken sesini kaydeder. O sıralarda memleket hasretine yenik düşmeye başlamıştır. Tekrar doğduğu şehre dönmek ister. Bir süre Bokan’a geri döner ama orada yapamaz. Oradan Mahabad’a gider. Mabahat’a gittiği dönem İkinci Dünya Savaşı patlak verir. İngiltere ve Sovyetler Birliği, İran’a saldırır. 1946 senesine gelindiğinde ise Mahabat Kürt Cumhuriyeti Kurulur. Peşmerge’nin kahramanlığını anlatmak için Hasan Zirek beste yapar: “Ey Niştiman”. Beste kısa sürede ünlenir ve bu bestenin kaydını 1947 yılında alır. Mahabat Kürt Cumhuriyeti 11 ay dayanır ve yıkılır. İran’ın Kürt politikası değişir. Hasan Zirek ise yaklaşık sekiz-on yıl Tahran  Radyosu’nda çalışır. En verimli olduğu ve en çok beste yaptığı dönem de Tahran’da çalıştığı yıllardır. Eserlerinin bir kısmını tescillemek ister. Bu amaçla 1966 yılında içinde eserlerinin de olduğu  Çirîkey Kurdistan adlı bir kitap yazar. (Kimine göre okuma yazma bilmediği için başkasına yazdırmıştır.)  İşi aracılığıyla tanıştığı Mîdya Xanima Zendî ile evlenir ve iki çocukları olur. 1967 yılında eserlerini bir kısmını daha tescillemek için Bağdat’a gider .Irak hükümeti isteğini reddeder. Kendisine altı ay ceza verir ve daha sonra ise İran hükümetine teslim edilir. Eşi ve çocuklarıyla görüşemez, sonunda boşanır. İran’ın Mahabat Kürt Cumhuriyeti’ni yıkmasıyla gözler doğal olarak Hesen Zirek’e de çevrilmiştir. Müziği bırakmak ve toplumdan uzaklaşmak zorunda kalmıştır. İran’da 1968 yılında evlenip çay ocağı işletir. Besteleri o sırada Türkiye’de, özellikle 70’lerde meydanlarda ve dönemin sanatçıları tarafından seslendirilmektedir ama hiç birinde kendi ismi yazmaz. Çoğu parçasının bestekarları başkalarıdır ya da anonim olarak belirtilir. İlkin, Ruhi Su 1970’te “Ankara’nın Taşına Bak” eserini seslendirmiş ve daha sonra da 1978’de yılında Esin Engin seslendirmiştir. Ruhi Su’dan sonra ise eser bir nevi “sol marş” olma özelliği kazanmıştır. Hatta bir dönemin ünlü Dev-Genç marşı bile olmuştur. Yine Hasan Zirek’in Yallah Şoför parçası 1980 yılında  aslen Irak Türkmeni olan Abdurrahman Kızılay tarafından Türkçeleştirmiş ve İbrahim Tatlıses’in seslendirmesiyle ününe ün katmıştır. Nesrin Emrem Bahare Diyarbakırlı Celal Güzelses tarafından Türkçeleştirilmiştir. Yine bu parçada  İbrahim Tatlıses ve başka sanatçılar tarafından seslendirilmiştir. Özcan Deniz’in  Çavuş Kızı Leyla’sı ve Vizontele filmiyle akıllarda kalan Leyla parçası da  da Hasan Zirek’in Chawt Cwanê Leyla parçasıdır. Candan Erçetin’in Amman Doktor’u da kimin tarafından Türkçeleştirildiği bilinmese de Hasan Zirek’in besteleri arasında sayılıyor. Hasan Zirek ise müzikten uzak bir şekilde kanser teşhisiyle yaşam mücadelesini sürdürür. Haziran 1972’de  kansere yenik düşer. Irak,İran hükümetlerinin baskılarına rağmen  ardında çok eser bırakır.

Hesen Zirek – Ey Niştiman

Ruhi Su – Ankara Marşı

Zülfü Livaneli – Ankara Marşı

Hesen Zirek – Yallah Şöfür

İbrahim Tatlıses – Yallah Şoför

Hesen Zirek – Eman Doktor

Yaprak Çetin – Doktor Civanım